5 Saniye Kuralı

Ender Dağdelen
4 min readApr 5, 2019

--

Youtube da yer alan kaliteli video kanallarından biri olan Tedx’de izlediğim bir videodan bahsetmek istiyorum. Videonun konusu olan kişi “Mel Robbins”.

Mel Robbins videoya kendinden ve hayatından bahsederek başlıyor ve sonrasında başarıya ulaştığını ve daha önemlisi nasıl başarılı olduğunu anlatıyor ki videonun bizim için önemli olan tarafı da bu kısım.

Hepimiz, hayatımızda yapmamız gereken şeyleri zaman zaman erteleriz. Bazen önceliğimiz değişir bazen de sadece tembellik ederiz. Bazen sırf erindiğimiz için ampulü değiştirmediğimizden, evde karanlık odalarda bir eşya aramak zorunda kalmışızdır. Tabi bu küçük örnekler hayatımızı etkileyecek ölçekte değişimlere sebep olabilecek kapasitede değildirler. Sadece kendi işimizi zorlaştırmışızdır. Bunlara ek olarak bir de hayatımızı, geleceğimizi etkileyecek konularda yaptığımız tembellikler vardır. Üniversite sınavına çalışmamak, başlamamız gereken kurslara kayıt yaptırmayı ertelemek gibi. Gerekli olanı yapmak için nedense bir türlü ilk adımı atamamışızdır.

Ders çalışmayı ertelemek, haftaya teslim etmemiz gereken raporu son dakikaya bırakmak, spora gitmemek vb hepsi hayatımızı farklı alanlarını etkiler. Ancak hepsine yol açan aynı sebeptir. Tembellik / zaman öldürme / erteleme hastalığı. Siz, hanigi ismi isterseniz tercih edin, sonuçta hepsi bana aynı şey gibi geldiği için ben isimler arasında kalmıyorum. Aklıma hangi isim gelirse onu kullanıyorum. Bunları, hastalık yerine yeni bir alışkanlık olarak da tanımlayabilirsiniz. İşte bu “5 sn Kuralı”, bu erteleme alışkanlığına karşı benim videodan yaptığım çıkarım doğrultusunda izlediğim videonun ana konusu.

Bazen televizyon izlerken veya oyun oynarken, aslında ders çalışmamız gerektiğini, bazen işte gereksiz videolarla vakit geçirirken rapor yazmamız gerektiğini düşünürüz. Bir anda aklımıza aslında o an ne yapıyor olmamız gerektiği fikri, sanki bir ampul yanmış gibi gelir. İşte 5 sn kuralı, yapmayı düşündüğümüz şeyi yapmaya başlamamız, harekete geçmemiz için 5 saniyelik bir zaman dilimimiz olduğunu söyler. Kısaca ya ilk 5 saniyede harekete geçeriz, yoksa hiçbir şey yapamayız. Söylenene göre ilk 5 saniyeden sonra beynimiz karar verme mekanizmamızın önüne geçer ve Mel Robbins’in tabirine göre el freni çekip, bizim harekete geçmemizi engeller. Bunun için yaptığımız herhangi bir aktivitede, aklımıza yapmamız gereken bir şey gelirse hemen ilk 5 saniyede ne yapıyorsak bırakıyor ve yapmamız gereken aktiviteye geçiyoruz.

Acaba gerçekten beynimiz mantıklı olanı yapmayı düşündüğümüzde bizi sabote ediyor mu diye merak etmekten kendimi alamadım. Haliyle, ben de bu konuda eğer aynı şey başıma gelirse nasıl tepki vereceğimi veya verdiğime dikkat etmeye karar verdim. Bazen kendimi tam bahane hazırlarken yakaladım, bazen de olay geçtikten sonra nasıl güzel bir şekilde bahaneler uydurduğumu gördüm.Ve çok ilginç şeylerle karşılaştım. Hatta ben bu yazıyı yazmamdan 2 sene önce Mel Robbins’i dinlemiş olsam bile hala zaman zaman kendimi o karar aşaması esnasında izliyorum. Bu durum tam olarak olmasa da çok hafif bir alışkanlık haline aldı diyebilirim. Bu noktada sizi uyarmak istediğim bir şey var. Bu 5 saniye kuralı denen olaydan haberim olduktan sonra ve yine de yapmam gereken şeyi yapmadığımda, yani harekete geçmediğimde, kendime eskisinden daha fazla kızdığımın farkında vardım. Yani eskiden de bahaneler üretiyordum. Eskiden de ders çalışmam gerektiği zaman televizyon izliyordum ve sonradan da kendime kızıyordum. Çünkü denklem aslında çok basitti ve hala da öyle. Eğer bir şeyi elde etmek istiyorsan, çalışırsın. Sadece çalışırsın. Bunu bilip de çalışmayınca da söylediğim gibi kendime kızıyordum. İşte artık hem bu 5 saniye olayını bilip üstüne üstlük yine de çalışmamak kendime olan sinirimi daha da arttırıyor. Ve duyarlı biriyseniz bu söylediğimi iyi dinleyin. Çünkü kimse kendisine dünden daha kızgın olmak istemez…

Ben tam zamanlı çalışan biriyim. Ve diğer tam zamanlı hatta bazen fazla mesai yapan insanlar, özellikle özel sektördekiler, iş dışındaki zamanın ne kadar kısıtlı olduğunu bilirler. Çoğumuz boş zamanlarımızın büyük kısmını arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle geçirmeyi tercih ederiz. Hatta çoğu zaman kendimize özel zamanlar dahi bulamayız. Çünkü hep bir şeylerin parçası haline gelmişizdir. Neyse, fazla uzatmayayım .Özet: Bir şey yapacak zamanımız dar ve her yeni sorumlulukla beraber daha da daralıyor. Bu zaman sıkışıklığında dahi ben, öğrenmek istediğim programlama diline çalışmak yerine daha önceden izlemiş olduğum bir filmi izlemeye zaman yaratabiliyorum. Kendime bu yaptığımı nasıl anlatıyorum ve anlattığıma nasıl inanıyorum bilemiyorum. Galiba insan kendini nasıl kandıracağını herkesten iyi biliyor.

Televizyon izlerken veya film seyrederken aklıma “aslında kalkıp çalışmalısın diyorum”. Kısa bir süre, 5 ya da 15 saniye, aklıma gerçekten çalışmamak, oturup yaptığım gereksiz işe devam etmek için bir neden gelmiyor. Ama sonradan kendi kendime; “Şu bölüm bitsin sonra” diyorum. Bazen bir bölüm daha izleyeyim, saat daha erken diyorum. Bazen de çalışmak için geç oldu deyip utanmadan üzerine bir bölüm daha dizi izliyorum. Bu aklıma gelen bahanelerden sadece bir kaçı. Ve tek bir konuyla alakalı. Bir dizi izlemek için bile bu kadar bahane üretebiliyorken diğer konular işin içine girdiği zaman ne kadar yaratıcı olduğunuza şaşırıyorsunuz. Zaman öldürmeyi, tembelliği normal bir şey olarak göstermek için o kadar yol var ki ve inanın beyniniz, sizin rahatınızı bozmadan, o anı vicdan azabı geçirmeden oturabilmeniz için istediğiniz bahaneyi bir şekilde buluyor. Kısaca benim gördüğüm, gözlemlediğim kadarıyla, ilk 5 saniye de mi yoksa 10 saniyede mi bilmiyorum, ama eğer aklınıza yapmanız gereken bir şey gelirse, YAPIN. Düşünmeyin. Çünkü düşününce, beraberinde bahaneler de geliyor.

Bu 5 saniye kuralı bence, uygulanırsa daha ilk günden daha huzurlu bir uyku uyumanızı sağlayacak kadar etkili bir yöntem. Size bu kurala, hayatınıza uygulayarak bir şans vermenizi tavsiye ediyorum. En kötü ihtimalle dizinizi yarın iki bölüm peş peşe izlersiniz. Belki de 3 bölüm ne dersiniz…

Bu kuralla alakalı ben de ekleme yapmak istiyorum. Bu kuralı sadece ders çalışmak için, sınava hazırlanmak için veya rapor yazmak için, yani kendinizi kariyer açısından uygun bir noktaya taşıyacak faaaliyetlerle sınırlandırmayın. Tüm hayatınıza uygulayın. Çamaşır mı yıkamanız gerekiyor, gidin doldurun makineyi. Ütü mü? Halledin gitsin. Temizlik, hayır, yarına bırakmayın. Bugün yapın. Uzun zamandır kitap okumak isteyip de bir türlü kitabın kapağını açamıyor musunuz? Hadi, hemen elinize alın kitabınızı ve hemen başlayın okumaya. Çünkü sizi engelleyen sizden başka biri değil. Ve eğer bu olayı bir alışkanlık haline getirmek istiyorsanız, bu olayı bütün hayatınıza yayarak elinizi güçlendirin ve bunu bir refleks haline getirin. Çünkü beyin reflekslerle idare edilebilen alışkanlıklarda devreye yalnızca ihtiyaç duyulduğunda girer. Siz de kendi kendinizle mücadele etmek durumunda kalmazsınız.

Hepinizi iyi çalışmalar.

Sign up to discover human stories that deepen your understanding of the world.

Free

Distraction-free reading. No ads.

Organize your knowledge with lists and highlights.

Tell your story. Find your audience.

Membership

Read member-only stories

Support writers you read most

Earn money for your writing

Listen to audio narrations

Read offline with the Medium app

--

--

Ender Dağdelen
Ender Dağdelen

Written by Ender Dağdelen

Agriculture Engineer PhD. Amateur Basketball player, full stack developer, book enthusiast,EU volunteer wanna be

No responses yet

Write a response